14 Temmuz 2012 Cumartesi

Risale-i Nur Nedir ve Nasıl Bir Tefsirdir?


      Kur’ânın hakikatlarını müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda izah ve isbat eden Risale-i Nur Külliyatı, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatları nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’i bir şekilde, çekici bir uslûp ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin ediyor.
Yirminci asrın Kur’ân Felsefesi olan bu eserler, bir taraftan teknik, fen ve san’at olarak maddiyatı, diğer taraftan iman ve ahlâk olarak mâneviyatı câmi ve havi olacak Türk medeniyetinin, sadece maddiyata dayanan sair medeniyetleri geride bırakacağını da isbat ve ilân etmektedir.

      Ecdadımızın bir zamanlar kalblerinde yerleşen iman ve itikad cihetiyle zemin yüzünde yüz mislinden ziyade devletlere, milletlere karşı imanından gelen bir kahramanlıkla mukabele etmesi, İslâmiyet ve kemalât-ı mâneviyenin bayrağını Asya, Afrika ve yarı Avrupa’da gezdirmesi ve ‘Ölsem şehidim, öldürsem gaziyim’ deyip ölümü gülerek karşılayarak müteselsil düşman hâdisata karşı dayanması gibi, milletçe medar-ı iftihar âli seciyemizin bugün biz gençlerde inkişafı, vatan ve millet menfaatı bakımından ve istikbalimizin selameti noktasından ne derece elzem olduğu malûmdur. Mutlaka her hareket ve hizmette maddî bir ücret ce şahsî menfaatler mülâhaza etmek, Türk’ün millî tarihinin şeref ve haysiyeti ile kabil-i te’lif olamaz. Bizler, ancak Rıza-yı İlâhî için çalışıyoruz. Bizzat hizmetinde bulunmakla aldığımız telezzüz, kardeş ve vatandaşlarımıza, İslâmiyete ve insaniyete yardımda bulunabilmek mazhariyetinden gelen ebedî hayatımıza ait sürur ve ümit, bizim bu babda aldığımız ve alacağımız yegâne hakiki mukabele ve ücrettir.

Risale-i Nur nasıl bir tefsirdir?

Tefsir iki kısımdır.
Birisi: Malûm tefsirlerdir ki, Kur’anın ibaresini ve kelime ve cümlelerinin mânalarını beyan ve izah ve isbat ederler.

İkinci kısım tefsir ise: Kur’ânın imanî olan hakikatlarını kuvvetli hüccetlerle beyan ve isbat ve izah etmektir. Bu kısmın çok ehemmiyeti var. Zâhir malûm tefsirler, bu kısmı bazan mücmel bir tarzda dercediyorlar; fakat Risale-i Nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuş, emsalsiz bir tarzda muannîd feylesofları da susturan bir mânevî tefsirdir.
Risale-i Nur sübjektif nazariye ve mütâlâalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur’ânın hakikatlarını rasyonel ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır.
Risale-i Nur!.. Kur’an âyetlerinin nurlu bir tefsiri.. Baştan başa iman ve tevhid hakikatlarıyla müberhen.. Her sınıf halkın anlayışına göre hazırlanmış… Müsbet ilimlerle mücehhez.. Vesveseli şüphecileri ikna ediyor… En avamdan en havassa kadar herkese hitap edip, en muannid feylesofları dahi teslime mecbur ediyor…
Risale-i Nur!.. Nurlu bir külliyat… Yüzotuz eser… Büyüklü küçüklü risaleler halinde… Asrın ihtiyaçlarına tam cevap verir… Aklı ve kalbi tatmin eder… Kur’ân-ı Kerim’in yirminci asırdaki lâfzî değil – manevî tefsiri…
İsbat ediyor!… Akla gelen bütün istifhamları… Zerreden güneşe kadar îman mertebelerini… Vahdaniyet-i İlahiyeyi… Nübüvvetin hakikatını…
İsbat ediyor!… Arz ve Semavatın tabakatından, melaike ve ruh bahsinden, zamanın haikatından, Haşir ve Ahiretin vukuundan, Cennet ve Cehennemin varlığından, ölümün mahiyet-i asliyesinden ebedî saadet ve şekavetin menbaına kadar… Akla gelen ve gelmeyen bütün îmanî meseleleri en kat’i delillerle aklen, mantıken, ilmen isbat ediyor… Pozitif ilimlerin müşevviki… Riyazi meselelerden daha kat’i delillerle aklı ve kalbi ikna edip, merakları izale eden bir şaheser…

12 Temmuz 2012 Perşembe

Gelenlerin Boş Dönmediği Kapı


Bir dua uzağındayım 

Horasan vâlisi Abdullah bin Tâhir, çok âdil biriydi. Jandarmaları birkaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi. Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. O sırada Hiratlı bir demirci, Nişapur’a gitmişti. Demirciyi, gece eve giderken, jandarmalar yakaladılar ve diğer zanlılarla beraber vâliye çıkardılar.
Vâli dedi ki:
– Hepsini hapsedin!
Bir suçu olmayan demirci, hapishanede hemen abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp:
”Yâ Rabbi! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!” diye duâ etti. Vâli uyurken rüyâsında dört kuvvetli kimse gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uykudan uyandı. Hemen kalkıp, abdest aldı, iki rek’at namaz kıldı. Tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun âhı olduğunu anladı. Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu:
– Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı?
Müdür dedi ki:
– Bunu bilemem efendim. Yanlız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor göz yaşları döküyor.
– Hemen adamı buraya getirin. Demirciyi vâlinin yanına getirdiler.
Vâli hâlini sorup, durumu anladı ve dedi ki:
- Senden özür diliyorum. Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabul et. Herhangi bir arzun olunca bana gel!
Demirci şöyle cevap verdi:
-Ben hakkımı helâl ettim. Verdiğiniz hediyeyi kabul ettim. Fakat işimi, dileğimi senden istemeye gelemem.
– Neden gelemezsin?
– Çünkü benim gibi bir fakir için, senin gibi bir sultanın tahtını birkaç defa tersine çevirten Sâhibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Pek çok murâdıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım? Rabbim, nihayeti olmayan rahmet hazinesinin kapısını, ihsân sofrasını herkese açmış iken, başkasına nasıl giderim? Kim istedi de vermedi? Kim geldi de, boş döndü?
İstemesini bilmezsen, alamazsın. Huzûruna edeple çıkmazsan rahmetine kavuşamazsın!

Oruç Tutmanın Tıbbi Açıdan Faydaları

           Dünyanın saygın bilim dergilerinden American Journal of Clinical Nutrition dergisinde 1993 yılında yayımlanan bir çalışma, Ramazan ayında HDL-kolesterol (iyi kolesterol) seviyelerinin önemli ölçüde (%30) arttığını ortaya koymuştur.            Annals of Nutrition and Metabolism dergisinde yayımlanan bir çalışmada da (2), Ramazan esnasında, Ramazan öncesi döneme göre, serum total kolesterol düzeylerinin ortalama % 7.9 civarında azaldığı bulunmuştur. Benzer şekilde, trigliserit düzeylerinin % 30 azaldığı; serum HDL kolesterolün % 14.3 arttığı ve LDL kolesterolün (kötü kolesterol) % 11.7 azaldığı bulunmuştur. Sonuç olarak, Ramazan esnasındaki beslenme davranışının, plazma lipit ve lipoproteinlerini olumlu yönde etkilediği ifade edilmiştir.
European Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayımlanan bir çalışmada ise (3), Ramazan ayında HDL kolesterol seviyelerinin önemli ölçüde (%23) arttığı gözlenmiş ve oruç tutmanın plazma HDL kolesterol seviyelerini artırmak için ilaçsız ve çok etkili bir yöntem olduğu açıklanmıştır.
Dünyanın en önemli klinik biyokimya dergilerinden biri olan Clinica Chimica Acta dergisinde yayımlanan bir çalışmada ise (4), Ramazan orucunun serum apo B seviyelerini azaltırken, serum apo AI (apolipoprotein AI) seviyelerini artırdığı bulunmuştur. Elde edilen bulgulara göre, Ramazan’ın serum apolipoprotein metabolizmasını olumlu bir biçimde etkilediği ve bunun kalp-damar hastalıklarını önlemeye katkıda bulunabileceği sonucuna varılmıştır.
Türkiye’den Fehime Benli Aksungar ve ark. (5,6) tarafından yapılan iki ayrı çalışma, Ramazan’da HDL düzeylerinin arttığını; D-Dimer, IL-6, CRP ve homosistein seviyelerinin ise düştüğünü göstermiştir. Buna dayanarak, Ramazan orucunun vücudun inflamatuar durumu ve kardiyovasküler risk faktörleri açısından olumlu etkileri olduğu bildirilmiştir.
Ramazan’da LDL-kolesterolün azalıp, HDL-kolesterolün arttığı, son olarak 2009 yılının Mart ayında yayımlanan bir çalışmada daha (7) belirlenmiştir.

Kaynaklar:
(1) Maislos M, Khamaysi N, Assali A, Abou-Rabiah Y, Zvili I, Shany S. Marked increase in plasma high-density-lipoprotein cholesterol after prolonged fasting during Ramadan. Am J Clin Nutr. 1993 May;57(5):640-2.
(2) Adlouni A, Ghalim N, Benslimane A, Lecerf JM, Saile R. Fasting during Ramadan induces a marked increase in high-density lipoprotein cholesterol and decrease in low-density lipoprotein cholesterol. Ann Nutr Metab. 1997;41(4):242-9.
(3) Maislos M, Abou-Rabiah Y, Zuili I, Iordash S, Shany S. Gorging and plasma HDL-cholesterol–the Ramadan model. Eur J Clin Nutr. 1998 Feb;52(2):127-30.
(4) Adlouni A, Ghalim N, Saïle R, Hda N, Parra HJ, Benslimane A. Beneficial effect on serum apo AI, apo B and Lp AI levels of Ramadan fasting. Clin Chim Acta. 1998 Mar 23;271(2):179-89.
(5) Aksungar FB, Eren A, Ure S, Teskin O, Ates G. Effects of intermittent fasting on serum lipid levels, coagulation status and plasma homocysteine levels. Ann Nutr Metab. 2005 Mar-Apr;49(2):77-82. Epub 2005 Mar 29.
(6) Aksungar FB, Topkaya AE, Akyildiz M. Interleukin-6, C-reactive protein and biochemical parameters during prolonged intermittent fasting. Ann Nutr Metab. 2007;51(1):88-95. Epub 2007 Mar 19.
(7) Lamri-Senhadji MY, El Kebir B, Belleville J, Bouchenak M. Assessment of dietary consumption and time-course of changes in serum lipids and lipoproteins before, during and after Ramadan in young Algerian adults. Singapore Med J. 2009 Mar;50(3):288-94.

23 Haziran 2012 Cumartesi

"Yatsı Abdestiyle Sabah Namazı Kılmak"



        "Yatsı Abdestiyle Sabah Namazı Kılmak" yanlış okumuyorsunuz... Zaten başlığı görünce herkesin aklına bir kişi gelmektedir. Akıllara gelen bu zat Hanefi mezhebinin yol göstericisi İmam Ebu Hanife....
       Akılları zorlayan bir durum değil mi? Yatsı namazı için alınan abdest ile sabah namazını kılmak yani gece boyunca hiç uyumamak ve ibadetle geçirmek. Hem de bir iki günlük bir olay değil tam 40 yıl... Gerçektende akıl almıyor ve hayretlere düşürüyor insanları. Acaba nereden icab etmişti de böyle bir şey yapma ihtiyacında bulunmuştu ve neden böyle bir şey yapmıştı. Belki de kendisi de böyle bir şeyi yapmayı hiç aklına bile getirmemişti. Belki ara sıra geceleri böyle geçirirdi ama 40 yıl buyunca aralıksız böyle yapmak aklından geçmemişti. İşte bizler için ibretler barındıran bu olaya bir göz atalım ne dersiniz...
     Rivayetlere göre anlatılır ki ; İmam Ebu Hanife bir gün çarşının içerisinde geçerken iki kişinin konuşmasına şahit olur. Bu kişilerden bir tanesi diğerine şöyle demektedir;
     -Duydun mu Ebu Hanide yatsı namazı için aldığı abdets ile sabah namazını kılıyormuş ve geceleyin ibadetle geçiriyormuş.
     Aslına bakılırsa Ebu Hanife böyle bir şey yapmamakta idi. O yüzden bu söylenenleri duyunca birden rengi değişti. Daha sonra kendi kendine bir karar aldı ve insanların hakkında böyle düşünmesinden dolayı zannedilen gibi olmalıydı ve bu söylenenleri yerine getirmeliydi. İşte o andan sonra 40 yıl boyunca yatsı namazında aldığı abdest ile sabah namazını kıldı ve geceleri ibadetle geçirdi.
      Şimdi denilebilir ki; "canım bu kadar da abartı 40 yıl nasıl sürdürecek bunu" yada "hikaye bunlar hikaye"
       Bizde şöyle bir cevap verebiliriz; tamam 40 yıl olmasında 30 yıl olsun... Hadi 25 yıl olsun... Birde namazların çabuk bitmesi için kısa dualara sarılan bizlerin yada kısaltmalar yapan bizlerin böyle bir konuda söz söylemesi de uygun düşmez herhalde....
      Nureddin Yıldız bu konu hakkında diyor ki; "Hadi diyelim ki gerçekte böyle birşey yapmadı ama ben inanıyorum ki İmam Ebu Hanife de bu aşk ve istek vardı"  
        İşte değerli okuyucular bizim burdan çıkarmamız gereken ders nedir? Elbette ki bizler yatsı abdestiyle sabah namazını kılıp geceleri ibadetle geçirecek insanlar değiliz. Hadi yaptık diyelim bir yada iki gece... Ben inanıyorum ki İmam Ebu Hanife gibi olmasa da geceleri ibadetle geçirenlerimiz hala var ve Rabbim onlardan razı olsun... Bizlerin buradan çıkaracağı ders şu olmalıdır; İmam Ebu Hanife yapmadığı bir şeyi insanlar yapıyor diye düşündükleri için kibirlenip kendini övmedi ve o andan sonra hakkında düşünülenler gibi olmaya çalıştı. Hayatın her aşamasında bizler içinde bazı kişiler belli şeyler düşünmektedirler. Belki de çoğu bizim sahip olmadığımzı şeyler... İşte bizler bu durumda kendimizi övmekle zaman geçirmeyip o özelliklere sahip olmamız gerekir.
       Rabbim bizleri alması gereken dersleri alan kullarından eylesin... Yolumuzu her daim doğruluktan ayırmasın... Bizlere rahmetiyle merhamet etsin... Allaha emanet olunuz....

Yasin ÖZEN

http://soyleyecekbirsozumuzvar.blogspot.com/2012/06/yats-abdestiyle-sabah-namaz-klmak.html 

18 Haziran 2012 Pazartesi