18 Mayıs 2012 Cuma

Evlilikte Allah (c.c) Hangi İsimlerine Ayna Oluyoruz?

Evlilikte Allah (c.c) Hangi İsimlerine Ayna Oluyoruz?Acaba hiç düşündük mü evlilik hayatımızda Allah’ın (cc) hangi ismine ayna oluyoruz?

Evet, eşinizi sevin, hem de çok sevin ki, ” Vedud” ismi, tecelli etsin üzerinizde…

Onun acılarını yüreğinizde hissedin, dertlerini dert bilin. Ne kadar şefkatli ve merhametli olursanız Cenab-ı Hakk’ın “Rahman” ve “Rahim” isimlerine o kadar çok ayna olursunuz.

Eşiniz, hoşunuza gitmeyen bir davranışta bulunduğunda günlerce ona karşı kin tutmayıp, her fırsatta yüzüne vurmayarak affedin ki, “Gaffar” ve “Gafur” ismi ayna olsun.

İşlediği kusur ve hatalarını başkalarına şikâyet ederek anlatmak yerine örtün ki, “Settar” ismi ayna olsun,

Gücünüz nispetinde cömert davranıp, paraları bankada tutup eşinizi tek kuruşa hasret bırakmayın ki, “Cevvad” ismi ayna olsun,

Eşinizin hak ve hukukunu koruyup, gözetin ki, “Müheymin” ismi ayna olsun.

Fedakâr olun. Bununsa karşılığını eşinizden ziyade Allah’tan bekleyin. Ona lütuflarda bulunun ki, “Latif” ve “Vehhab” ismi ayna olsun,

Onun mutlu olmasına engel olmak yerine mutluluk yollarını açın ki, “Fettah” ismi ayna olsun.

Kulağınızı şikâyetlerine tıkamayın. “Bana ne o senin problemin” diyerek sıkıntılarından kaçmayın. Sözlerini işitin, şikâyetlerini duyun, isteklerini yerine getirin ki, “Semi” ismi ayna olsun,

Çaresizliğini görmemezlikten gelmeyin. Sevinçlerini, kederlerini ve ihtiyaçlarını görün ki, “Basir” ismi ayna olsun,

“Benim sıkıntım benim başımdan aşıyor. Bir de senin sıkıntılarınla mı uğraşayım?” demeyip, onun sıkıntılarından haberdar olun ki, “Habir” ismi ayna olsun,

Olumsuz bir davranışı karşısında hemen “Sen zaten hep böyle yanlış yaparsın.” diyerek yargılamakta acele etmeyin yumuşak davnanın ki, “Halim” ismi ayna olsun,

İstemeden hep verici olun ki, “Kerim” ismi ayna olsun,

Sorularını cevaplayın, ihtiyaçlarını yerine getirin ki, “Mucib” ismi ayna olsun,

Yapamadığı ve size başvurduğu işlerini yapın ki, “Vekil” ismi ayna olsun.

İşten gelir gelmez TV’nin karşısına geçip oturmayın. Kafanızı gazeteye gömmeyin. Eşinizle candan dost ve arkadaş olun ki, “Veliyy” ve “Enis” ismi ayna olsun,

Eşinizin bir gömleğinizi ütülemesinden, sevdiğiniz bir yemeği yapmasına kadar “Aman canım bu senin görevin. Zaten yapmak zorundasın.” demek yerine yaptığı iyilikleri takdir edip teşekkür edin ki, “Hamid” ismi ayna olsun…

17 Mayıs 2012 Perşembe

Peygamberimizin Şakaları

Peygamberimizin Şakaları 



Peygamber Efendimiz, Allah’ın elçisi olması dolayısıyla ciddi, vakarlı, ağırbaşlı, heybetli bir insandı. Bu hali zaten normaldi. Çünkü taşıdığı görev, üstlendiği vazife bunun gereğiydi. Ancak her haliyle o da bir insandı. Hem de çok cana yakın…

Herkese samimi ve içten davranırdı. Zaman olur, şakalaşır, tatlı ve güzel bir hava oluştururdu. Çünkü başka türlü olsaydı, insanlar Peygamberimize yanaşamazlar, ona soru bile soramazlardı.
Zaten insan her zaman ciddi ve ağır meseleleri konuşamaz, bazen ortamın yumuşatılması, insanların rahatlatılması gerekir.

Herkes gibi Peygamberimiz de şaka yapar, lâtifeli konuşur, ama hiçbir zaman yalan söylemezdi. Çünkü şaka yollu da olsa, yalan yalandır.

Ebû Hüreyre’nin rivayetine göre Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Kul şaka ile de olsa yalanı, doğru bile olsa lüzumsuz tartışmayı bırakmadıkça tam inanmış bir mü’min olamaz.”

Peygamber Efendimiz bir yandan yeri geldikçe şaka yaparken, diğer yandan da Sahabîlerin yersiz şaka yapmamaları konusunda uyarıda bulunurlardı.
“Arkadaşlarınla ağız kavgası yapma, bir söz verip de tutmamazlık etme.”
Etrafındakiler sordular:
“Yâ Resulallah, siz de şaka yapıyorsunuz.”
Çelişkili gibi görünen bu durumu Peygamberimiz şöyle cevapladı:
“Evet, ben de şaka yaparım, fakat şaka yaparken bile sadece hakikati söylerim.”

Bunun yanında, Peygamberimiz insanlarla alay etmez, hafife almaz, dalga geçmez, küçük düşürmez, mahcup etmez, zor durumda bırakmaz, “işletme” gibi olumsuz tavırları hoş karşılamazdı.

Peygamberimizin yaptığı şakalar yerli yerinde ve mesaj doluydu. Lüzumsuz ve yersiz değildi. Daha çok gönül alıcı ve sevindirici şakalar yapardı. Çocuklarla, hanımlarıyla, yaşlı ve kimsesiz kişilerle şakalaşması bu türdendi.

Peygamberimiz çocukları çok severdi. Onlarla ilgilenir, sevindirirdi. Çocuklar Peygamberimizden hiç kaçmazlar, nerede görseler hemen yanına gelirler, çevresini sararlardı.

Enes bin Mâlik anlatıyor:
“Peygamber Efendimiz insanların en güzel ahlâklısı idi. Benim Ebû Umeyr adında küçük bir kardeşim vardı. Peygamber Efendimiz bizim eve gelerek onu gördüğünde,
“Ebû Umeyr’i üzgün görüyorum, sebebi nedir?” “Babam, ‘Yâ Resulallah, oynadığı nugayr kuşu öldü’ dedi.
(Nugayr, serçeye benzeyen kırmızı gagalı bir kuştur.)
“Bundan sonra Peygamber Efendimiz, Ebû Umeyr’i ne zaman görse;
“Ebû Umeyr ne oldu senin nugayr?’ diye takılırdı.”

• • •

Hazret-i Enes’in kendisi de Peygamberimizin hizmetine on yaşlarında iken girmişti. Bir defasında Efendimiz kendisine:
“Ey iki kulaklı adam” diye takılmıştı.

Peygamberimiz aile içinde mükemmel bir eş, şefkatli ve sevimli bir babaydı. Zaman zaman eşleriyle de şaka yapar, onlarla olan samimiyetini geliştirirdi.

 • • •

Hazret-i Âişe genç ve zeki bir hanım olduğu için Peygamberimiz ona ayrı bir ilgi gösterirdi.

Hazret-i Âişe anlatıyor:
“Ben zayıf, ince belli genç bir hanımdım. Bir seferde Peygamberimizle birlikte bir yolculuğa çıktım. Peygamberimiz bir yerde Sahabîlere:
“Siz ilerleyin” dedi. Onlar gidince ikimiz arkada yalnız başına kaldık.
Bana:
“Gel seninle yarışalım” dedi ve koşmaya başladık. Ben kendisini geçtim.
“Aradan birkaç yıl geçmişti. Yine onunla birlikte bir yolculukta iken bir yerde Sahabîlere:
“Siz ilerleyin” dedi ve ikimiz yalnız kaldık.
“Gel yarışalım” dedi. O zamanlar ben kilo almıştım. Önceki yarışmayı da unutmuştum. Koşmaya başladık. Fakat bu sefer de o beni geçti. Gülümseyerek:
“Bu defaki benim seni geçişim, o gün beni geçişine bedel olsun’ buyurdu.”

 • • •

Peygamber Efendimizin kendi aile içindeki bir latifesini de Numan bin Beşir rivayet ediyor:
“Bir gün Hazret-i Ebû Bekir, Peygamber Efendimizin huzuruna girmek için izin istedi. Kızı ve Peygamberimizin hanımı Âişe’nin Efendimize bağırdığını işitti.
“Resulullaha nasıl bağırırsın?’ diye elini kaldırarak bir tokat atmaya davrandı. Fakat Peygamberimiz bırakmadı. Ebû Bekir kızgın olarak ayrıldı, çıktı.
“Ebû Bekir çıktıktan sonra Peygamber Efendimiz Âişe’ ye:
“Gördün mü, seni nasıl kurtardım adamın elinden…’ dedi.

 • • •

“Aradan birkaç gün geçtikten sonra Ebû Bekir tekrar müsaade isteyerek Peygamberimizin huzuruna girdi. Bu sefer Efendimizle Âişe’yi barışmış görünce sevindi ve Peygamberimize dönerek şöyle dedi:
“Beni nasıl kavganıza kattıysanız, barışınıza da katar mısınız?”
“Peygamberimiz:
“Kattık, kattık’ buyurdu.”
Peygamberimizin aile içinde şöyle bir latifesi de olmuştu:
Adamın biri Peygamberimizin amcasıoğlu Abdullah bin Abbas’a sordu:
“Peygamber Efendimiz şaka yapar mıydı?”
“Evet, yapardı.”
“Şakalarından bir örnek verir misiniz?”
“Bir gün hanımına bol bir elbise giydirdikten sonra;
“Güle güle giy, Allah’a şükret ve gelinler gibi yerde sürü’ diye takıldı.”
Peygamberimiz kimsesiz, fakir, yoksul, herkesin yüz vermediği, ilgilenmediği insanlarla küçük şakalar yapar, kalplerini kazanırdı.

 • • •

Enes bin Mâlik anlatıyor:
“Bir gün adamın biri Peygamber Efendimizin huzuruna geldi ve kendisinden bir binek hayvanı istedi.
“Peygamberimiz ona, ‘Peki, sana bir dişi deve yavrusu vereyim mi?’ diye takıldı.
“Adamcağız, ‘Yâ Resulallah, ben sizden bir binek istiyorum, dişi deve yavrusunu ne yapayım?”
“Peygamber Efendimiz gülerek:
“Bütün develer dişi deve yavrusu değil midir?’ buyurdu.”

 • • •

Peygamberimizin dadısı ve Zeyd bin Hârise’nin hanımı Ümmü Eymen, bir gün Peygamber Efendimize gelir ve onu evine davet eder:
“Yâ Resulallah, beyim sizi davet ediyor.”
“O da kim, hani şu gözlerinde beyazlık olan adam mı?”
“Beyimin gözlerinde beyazlık yok yâ Resulallah!”
“Evet, gözlerinde beyazlık var.”
“Vallahi yok yâ Resulallah.”
“Hiçbir insan yoktur ki, gözlerinde beyazlık bulunmasın.”

 • • •

Peygamberimizin buna benzer bir latifesini Hasan-ı Basrî Hazretleri rivayet ediyor:
Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimize gelerek:
“Yâ Resulallah! Cennete girmem için bana dua eder misiniz?” dedi.
Peygamber Efendimiz:
“Yaşlı kadınlar Cennete giremez” diye ona takıldı.
Bunun üzerine kadın ağlayarak oradan ayrıldı.
Peygamber Efendimiz, Sahabîlere:
“Gidin ona söyleyin, ‘Sen Cennete yaşlı olarak giremezsin.’ Cenab-ı Hak, ‘Biz onları yepyeni bir yaratılışla yarattık da, eşlerine sevgi ile düşkün hep aynı yaşta genç kızlar yaptık’ buyurmuyor mu?” (Vakıa Sûresi, 36.)

 • • •

Peygamberimizin bir başka latifesini de Enes bin Mâlik’ten dinleyelim:
“Çöl halkından Zahir adında bir adam vardı. Zahir Peygamberimize her gelişinde kendi yetiştirdiği ürünlerden hediyeler getirirdi. Şehirden çöle döneceği zaman da, Peygamber Efendimiz ihtiyacı olan şeylerle onun heybesini doldururdu. Gelen hediyelere bu şekilde karşılık verdikten sonra da şöyle buyururdu:
“Zahir bizim çölümüz, biz de onun şehriyiz.”
“Peygamberimiz Zahir’i çok severdi. Halbuki Zahir hiç de güzel değildi. Fizikî olarak son derece çirkin bir adamdı.
“Bir gün pazarda çölden getirdiği malları satmaya çalıştığı bir sırada Peygamber Efendimiz gitti, sessizce yaklaştı, Zahir’i arkasından kucakladı ve elleriyle gözlerini kapadı.
“Zahir tutanın kim olduğunu göremiyordu. Tutan kimse bıraksın’ diye çabalamaya başladı. Bu arada göz ucuyla arkasından tutanın Efendimiz olduğunu anlayınca sırtını Peygamberimizin göğsüne iyice dayamaya başladı.
“Zahir’in bu neşeli hareketinden hoşlanan Peygamber Efendimiz yüksek sesle:
“Bu köleyi satıyorum, var mı alan?’ diye seslenmeye başladı.
“Zahir boynu bükük, mahzun bir halde:
“Yâ Resulallah, benim gibi değersiz bir köleye vallahi
kuruş veren olmaz’ deyince Peygamber Efendimiz: “Hayır, yâ Zahir, sen Allah katında hiç de değersiz değilsin’ buyurdu.”

• • •

Avf bin Mâlik anlatıyor:
“Tebuk savaşında Peygamberimizin huzuruna gittim. Deriden yapılmış bir çadırın yanındaydı. Kapıdan selâm verdim. Selâmımı aldı ve bana:
“Buyur, gir’ dedi.
“Bütün vücudumla mı gireyim?’ dedim.
“Bütününle gir’ dedi ve girdim.
“Çadır küçük olduğu için Avf şakayla, ‘Bütün vücudumla mı gireyim?’ demişti.”
Böylece Peygamberimiz şakaya şakayla karşılık vermişti.

• • •

Bütün Sahabîlerin şahit olduğu bir latifeye de yer verelim:
Sahabîlerin içinde Nuayman adında çok şakacı birisi vardı. Yaptığı şakalar bazen aşırıya kaçardı. Fakat yine de Peygamberimiz onu anlayışla karşılardı.
Bir gün çölde yaşayan bedevi Araplardan birisi Peygamberimizi ziyarete gelmişti. Devesini Mescidin avlusuna bağlayıp içeri girmişti.
Sahabîlerden birisi deveyi görünce Nuayman’a:
“Şu deveyi kessen de etini yesek, eti çok özledik. Nasıl olsa Peygamberimiz devenin parasını ödeyecektir.”
Nuayman da itiraz etmedi ve deveyi yere yatırdı, kesti ve başladı yüzmeye.
Devenin sahibi Peygamberimizin huzurundan çıkınca bir de ne görsün, devesinin derisi yüzülüyor.
“Eyvah! Devemi kesmişler” diye feryada başladı.
Peygamber Efendimiz dışarı çıktı:
“Bunu kim yaptı?” diye sordu.
“Nuayman yaptı” dediler.
Nuayman kaçmıştı. Peygamber Efendimiz Nuayman’ın peşine düştü, aramaya koyuldu.
Sonunda Duabaa adında bir kadının evinin bahçesinde buldu. Nuayman evin avlusundaki çukura girmiş, üzerini de hurma ağacı yaprağı ile örtmüştü.
Peygamberimiz eve girince birisi bir taraftan yüksek sesle:
“Biz onu görmedik” diyor, bir taraftan da parmağıyla Nuayman’ın saklandığı çukura işaret ediyordu.
Peygamberimiz gitti, onu çukurdan çıkardı. Nuayman’ın yüzü gözü toz toprak içinde kalmıştı. Peygamberimiz sordu:
“Niçin böyle yaptın?”
Nuayman:
“Yâ Resulallah, size burada olduğumu söyleyenler yaptırdılar bana…”
Peygamber Efendimiz bir yandan Nuayman’ın yüzünü gözünü siliyor, diğer yandan da gülüyordu.
Peygamberimiz daha sonra deve sahibine devesinin parasını ödedi ve işi tatlıya bağladı.

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Gençken Yapılacak 100 Şey

Gençken Yapılacak 100 Şey

Gençlerin heyecandan dizlerini titretecek, kaçırılmayacak bir kampanyanın reklamı yapılıyor her yerde… “Gençken Yapılacak 100 Şey”. Ne kadar çılgınlık varsa durmayın yapın…

Haydi durmayın…
Marjinal olun…
Kabınıza sığmayın…
Zirâ siz gençsiniz; çıldırın…
Hayatı doyasıya yaşayın…
Zevk alın…
Gezin, tozun…
Gaza gelin…
Ayaklarınız yere basmasın uçun…

Ha! Bu arada yaptığınız tüm bu çılgınlıkları tescilleyerek videosunu çekin, yayımlayalım…
En çılgın olanınız…
Büyük ödülü kazansın…

Bu arada varlığınızın ve hayatın amacını sorgulamayın…
Sosyal projelerde yer almayın…
Sorumluluk duymayın…
Nasıl olsa birileri sizin yerinize düşünür…
Siz gençsiniz çılgınlıklar yapmaya bakıp, gününüzü gün edin…

Gençlere yönelik alternatif bir kampanya da bizden…

1. Nasıl yaratıldığını ve seni kimin yarattığını bir düşün.
2. Varlığının ve hayatın amacını sorgula.
3. Dünya hayatının kısalığını anla.
4. Ölüm gerçeği ile yüzleş.
5. Ölümün yaşının olmadığını bil. Gençliğine güvenme.
6. Ölüm sonrasında ne olacağını düşün.
7. Sana verilen sınırlı ömrü nasıl kullanacağın ile ilgili seçimini yap.
8. Dinini öğren.
9. Dinî ve insanî sorumluluklarının bilincinde ol.
10. İbadetlerinde gönülden ve titiz ol.
11. Allah’ı çok an.
12. Dua et.
13. Sadece kendin için değil tüm insanlar için de dua et.
14. Tövbe et.
15. Hatalarından pişmanlık duy.
16. Ahlaklı ve faziletli ol.
17. Aklını işlet.
18. İhlâslı ol.
19. Güvenilir ol.
20. Fedakâr ol.
21. Çalışkan ol.
22. Öldürme.
23. Çalma.
24. Faiz yeme.
25. Yalan ve hileden uzak dur.
26. Zarafet sahibi ol.
27. Gıybet etme.
28. İnsanların kusurlarını arama.
29. Hüsnü zanda bulun.
30. Hataları örtücü ol.
31. Hakkı ve adaleti gözet.
32. İnsaflı ol.
33. Şahitlikten kaçınma.
34. Çirkin işlerden ve fenalıklardan uzak dur.
35. Nefsine hâkim ol.
36. Namuslu ve şerefli ol.
37. Hayâ sahibi ol.
38. Tevazu sahibi ol.
39. Güzel düşünüp güzel davran.
40. Helal ve Haramı gözet.
41. Boş ve lüzumsuz söz ve davranışlardan uzak dur.
42. Hayırlı işlerde yarış.
43. Güzel söz konuş.
44. Güler yüzlü ol.
45. Hayrı, iyiyi ve güzeli tavsiye et.
46. Sev.
47. Sevil.
48. Kin gütme.
49. Özrü kabul et.
50. Öfkelenme.
51. Kibirlenme.
52. Affet.
53. Şefkatli ol.
54. Barışı esas al.
55. Hoşgörülü ol.
56. Sabret.
57. Tevekkül et.
58. Kanaatkâr ol.
59. Sözüne sadık ol.
60. Dünya hayatının geçici zevklerine kapılma.
61. Yetimi, öksüzü, ihtiyaç sahibini gözet.
62. Yaptığın iyilikleri başa kakma.
63. Darlık anında dahi malından hayır yolunda harca.
64. Cömert ol.
65. Paylaş.
66. Yardımlaş.
67. Cesur ol.
68. Tedbirli ol.
69. İsraf etme.
70. Ailen ve akrabalarını gözet.
71. Komşularınla iyi ilişkiler kur.
72. Kadir-Kıymet bil.
73. Vefakâr ol.
74. Dinine, vatanına, milletine hayırlı bir insan ol.
75. Kendini geliştir, yetiştir.
76. İnsanlık meselelerine karşı duyarlı ol.
77. Müslüman kardeşinin derdini kendine dert edin.
78. Sadece kendin için değil, tüm insanlık için faydalı işler yapmaya çalış.
79. Varlığı zorunlu ve her türlü övgüye lâyık olan,
80. Eşi ve benzeri olmayan,
81. Mülk ve yönetimin sahibi olan,
82. Her şeye gücü yeten,
83. Yaratan, var eden,
84. Rahman ve Rahim Olan,
85. Affeden ve hataları bağışlayan, tövbeleri kabul eden,
86. Her şeyi gereğince bilen,
87. Her şeyi gereğince gören, işiten,
88. Her şeyi çepeçevre kuşatan,
89. İyilik ve lutfu sonsuz olan,
90. Böylesi yaşamaya elverişli bir dünya ve içinde çeşit çeşit canlılar yaratan,
91. Her sabah yeni bir günü yaratan ve seni yaşatan,
92. Görmeni, işitmeni, hissetmeni nasip eden,
93. Yürüyecek ayaklarını, iş görecek ellerini yaratan,
94. Barınacak bir yuva, yiyip içilecek rızıklar veren,
95. Hastalandığında sana şifa ulaştıran,
96. Dertlendiğinde deva ulaştıran,
97. Dualarına karşılık vererek kulu için en hayırlısını dileyen,
98. İyi ile kötüyü ayıracak akıl veren,
99. Sevmeyi, sevilmeyi mümkün kılacak kalp veren,
100. Rabbine şükret…

Bu maddeleri gözetip yerine getir…
Nasıl olsa tüm yaptıklarını gören ve tüm bunların videosunu çekerek kayıt altına alan biri var…
Haydi durma! Seni sonsuz mutluluğa ulaştıracak, gerçek kampanyaya katıl…

Büyük ödül seni bekliyor…

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Kadının çalışması ve aile baskısı

Soru:
Ben 2005 yılında üniversiteden mezun oldum. Ben bir sene kpss ye çalıştım devlette çalışmak için. Aslında ben istemiyorum. Sebebide ben başörtülüyüm. Ailem ve çevrem kamu kurumunda çalışmam için bana baskı yapıyor. Babam bana hakkını helal etmem diyor. Gir kendini kurtar. Vatana millete hizmet et diyor. Başını aç günah olmaz. Sen hizmet edeceksin diyorlar. Doğru bir mantıkmı. Ben bunalıma girecem. Ne yapacağım bilmiyorum. 12 yıldır kapalıyım, açılmakta istemiyorum ama çevremdekiler beni bunalttı.

Cevap:
Bir kadının başını açması haramdır. Bu bakımdan devlete hizmet gayesi içinde olsa bir kadının başını açması caiz değildir.

İslam dini anne ve babaya itaati emretmiştir. Ancak anne ve baba haram olan bir şeyi istedikleri takdirde evlat buna uymak zorunda değildir. Çünkü Allaha isyan söz konusu ise kula itaat edilmez.

Bilindiği gibi Nur sûresi’nin 31. ve Ahzab suresi’nin 33, 35 ve 59′uncu ayetlerinde kadınların örtünmeleri, vücutlarının zinet yerlerini yabancılara göstermemeleri emredilmektedir. Bu konuda birçok hadis de vardır. Ama bu hadisleri burada nakletmeye lüzum görmüyoruz.

Kadının bütün vücudunun avret olup olmadığı hususu da mezhepler arasında ihtilaflıdır. Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre kadının istisnasız tüm vücudu avret kabul edildiği halde Hanefî ve Malikîmezheplerinde eller ve yüzün fitne korkusu olmadığı takdirde avretolmadığı belirtilmiştir (1).

Tedavi gibi bazı zaruret hallerinde yabancı birisi bir kadının avret kabul edilen bir uzvuna zaruret miktarmca ve tedavinin gerekdiği mahalli geçmemek şartıyla bakabilir(2). Allah, Kurân-ı Kerîm’de kadınların vücutlarını örtmelerini emredip başkalarına göstermelerini yasakladığına göre onların avret mahallerini yabancıların görebileceği şekilde açmaları haramdır. Zaruret olmadıkça avret sayılan bir uzvun tamamını ya da bir kısmını açamazlar.

Zaruret, yasak bir şeyi yapmadığı takdirde helaki veya helake yaklaşmayı gerekli kılan şeydir (3). Ali Haydar Mecelle Şerhi’nde zarureti aynen şu şekilde tarif etmiştir: “Zaruret; memnu tenavületmediği takdirde helaki müstelzim olan haldir” (4).

Buna göre İslâm’a hizmet etmek gayesiyle de olsa İslâm’a ta ban tabana zıt düşen, kadının namahrem yerlerini ve avretini açmaya zorlayan yerlerde çalışmayı zaruret kabul edilmesi mümkün değildir.
Ayrıca kadınların insanlara hizmet etmesi sadece devlet dairesiyle de olmamaktadır. İslâm hizmeti böyle bir yol ile ifa edilemez.

Bilindiği gibi “Zararları gidermek, maslahatları celb etmekten evladır.” diye meşhur bir fıkıh kaidesi vardır. İslâm’ın yasaklara gösterdiği itina, emirlere gösterdiği itinadan
daha büyüktür. Hz. Peygamber bir hadîsinde: “Ben size bir şey emrettiğim zaman ondan gücünüzün yettiği kadarını yapınız. Bir şeyden nehyettiğim zaman da ondan
kaçınınız” buyurur.

Bundan dolayı meşakkati defetmek için vacibi terk etmek caizdir, ama günahları, özellikle büyük günahları işlemekte müsamaha yoktur. Bezzazî’nin ifadesine göre avret yerini örtecek bir şey bulamayan kimse, nehir kenarında da olsa istincayı terk eder. Çünkü yasak, emre tercih edilir. Kadına gusül gerekse ve erkeklerden gizlenecek bir yer bulamazsa guslü terkeder (5).

Demek oluyor ki, bir haramı işlememek için farz bile terkedilir. O halde sadece umulan bir maslahat için nassların haram kıldığı bir şeyin işlenmesi tecviz edilemez. Müslümanların, kadınların başlarını açabilmeleri için İslâm’ın hükümlerini zorlayacakları yerde, kadınların İslâmî kıyafetler içerisinde çalışmalarının çarelerini araştırıp bu yolda gayret sarfetmeleri gerekir.

1-Kitabu’1-Fıkh âlâ Mezâbili’l Erbaa 1/192. Sâbûnî, Tefsirû Ayât’il-Ahkâm c. 2. s. 381
2-el-Merginânî, el-Hidâye, c. 4, s. 84
3-Suyûtî, el-Eşbah ven-Nezâir, s. 94
4-Ali Haydar, Dürerü’l-Hakkâm Şerhu Mecelletü’l-Ahkâm, Muk. 22. Mdd. nin şerhi
5-İbnu Nüceym el-Eşbâh ve’n-Nezâir, s. 90-91
Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II.180

Hz.Ömer'den (rha) Nasihatler

 
1. Sana kötülük yapan kimseyi ona iyilik yaparak cezâlandır.
2. Hakîkatı anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor.
3. Müslüman kardeşinin ağzından çıkan bir lakırdıyı iyiye yorman mümkün oldukça kötüye yorma.
4. Kendini töhmet altında bırakacak işlere mübâşeret eden, kendisi hakkında kötü düşünenleri kınamasın.
5. Sırrını gizleyen murâdına erer.
6. Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır.
7. Seni ölüme götürse de doğruluktan ayrılma.
8. Seni ilgilendirmeyen işe karışma.
9. Henüz vukû’ bulmamış şeylerden sorma.
10. İhtiyâcını, onu gidermeni istemeyenlere iletme.
11. Yalan yere yemîni hafîfe alma, Allah seni helâk eder.
12. Kötülüklerini öğrenmek düşüncesiyle de olsa fâcirlerle arkadaş olma.
13. Düşmanlarından uzak dur.
14. Güvenmediğin dostlarından sakın. Güvenilir kimse de Allah’tan korkandır.
15. Mezarlıklarda derin saygı içinde ol.
16. Tâat ânında kendini zavallı gör.
17. Günah işlemek istersen sonunu düşün.
18. Herhangi bir işinde, Allah’tan korkanlarla istişâre et. Zîrâ Allah: Meâlen “Allah’tan, kulları arasında yalnız âlimler korkar,” buyurur.

(Hayatü’s-Sahâbe 4-209/211)